HAKİKİ SEVGİ: ALLAH’I SEVMEK, ALLAH İÇİN SEVMEK
قُلْ اِنْ كُنْتُمْ تُحِبُّونَ اللّٰهَ فَاتَّبِعُون۪ي يُحْبِبْكُمُ اللّٰهُ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْۜ وَاللّٰهُ غَفُورٌ رَح۪يمٌ
De ki: "Eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Çünkü Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir."(Al-i İmran, 3/31)
Hayatta asıl olan sevgi ve merhamettir. Sevgi insanın hamuruna konulmuş en kıymetli cevher ve insana verilmiş en büyük emanettir.
Kâinatın harcı sevgi ile yoğrulmuştur. Güneş o sevgi ile bize güler. Yağmur o sevgi ile iner. Meyveler o sevgi ile olgunlaşır. Yuvalar o sevgi ile kurulur. Çilelere o sevgi ile sabredilir. Anne babalar yavrularını o sevgi ile besler, büyütür. Canlı cansız her şeyin o sevgiden bir nasibi vardır. Bu sevginin kaynağı yüce Allah’tır. Kâinatı saran bu sevgi, Allah’ın rahmetidir.
O rahmetin en billur haliyle tecelli ettiği yerlerden biri de müminin kalbidir. Mümin mevcudata o rahmetle bakar, sevdiğini Allah (c.c) için sever. Kızgınlığına gelince; nefsi için değil, yine Allah (c.c) için kızar.
Sevmek ve kızmak, insanın gönül halini ve akıl seviyesini ortaya koyan iki özelliktir. Bir insanı tanımak için kimi sevdiğini ve neden nefret ettiğini sormalıdır. İnsanı gönlü temsil eder; gönlün içini davranışları dışa döker.
Hakiki bir müminin en bariz özelliği, Allah için sevmek ve Allah için kızmaktır. Onun her şeyi Allah içindir. Bütün ibadetleri, hayatı ve ölümü Allah için olan mümin, malını ve canını cennet karşılığında Rabbi olan Allah'a satmıştır. Bundan dolayı o, her ne yaparsa Allah rızası için yapan ve maksadı Allah rızası olan bir karaktere sahiptir... Sevdiğini Allah için sever, sevmediğini Allah için sevmez, dostluğu Allah için, düşmanlığı Allah içindir... Sünnet üzere yaşamanın gereği de budur... Zira Resûlullah (s.a.v) böyle idi ve böyle olmamızı tavsiye etmişti... Nitekim hadislerinde şöyle buyurmuştur:
"Kul, Allah için sevip Allah için nefret etmedikçe, samimi olarak imanı kazanmış olmaz. Allah için sever ve Allah için nefret ederse, Allah Teâlâ tarafından bir velayeti hak eder."
"Kim (sevdiğini) Allah (rızası) için sever, (buğzettiğine) Allah (rızası) için buğzederse, (verdiğini) Allah (rızası) için verir, (vermediğini de) Allah (rızası) için vermezse, imanını kemale erdirmiş olur."
"İmanı en sağlam şekilde ortaya koyan husus, hiç şüphesiz Allah için sevmek ve Allah için nefret etmektir!"
"Allah için sev, Allah için buğzet! Allah yolunda düşmanlık et, Allah yolunda dostluk et! Çünkü sen, Allah'ın dostluğuna ancak bununla ulaşabilirsin. Bir adamın namazı ve orucu çok olsa bile, bu şekilde olmadıkça imanın lezzetini alamaz. Halbuki bugün insanların kardeşliği dünya işlerindedir ve bu kardeşlik, kıyamet günü onun sahibine hiçbir mükâfat sağlamayacaktır."
- Her müminin kimleri Allah için sevip, kimlere Allah için buğz edeceğini öğrenmesi, kimlerle birlik içinde hareket edip kimleri terk etmesi gerektiğini bilmesi farzdır.