İnsan, ruh ve bedenden oluşan bir varlıktır. Bedenin gıdaya ihtiyacı olduğu gibi, ruhunda gıdaya ihtiyacı vardır. Nasıl ki beden belirli oranda gıda almak zorunda ise aynı şekilde ruh da sağlam ve şüpheden arınmış bir inanca sahip olmak zorundadır. Zira ruh, sağlam ve şüpheden arınmış bir imana sahip olmakla mutmain olur, huzura erer.
‘’Kalpler ancak Allah’ı anmakla huzura kavuşur’’ (Rad 13/28) ayet-i kerimesi bu hususa delildir.
İman insanı itaate ve ibadete götürür. Samimi ve sağlam bir inanç, insanı yalnızlıktan kurtarır ve yüce Allah ile beraber olmayı sağlar. Bu da onun cennete girmesine vesile olur. İmanın bu faydası bile insan için yeter de artar. Zira Allah’ın varlığına ve birliğine iman eden bir kimse, her türlü çabayı gösterir, gereken önlemleri alır ve ümitle neticesini bekler. Sonuç istenildiği gibi çıkmazsa bile isyan etmez, sabırlar tahammül eder, bu durumun kendisi için hayırlı olduğunu düşünür. Oysaki sağlam bir imana sahip olmayan kimse sabırlı davranmaz, zorluklara karşı göğüs germez, çareyi başka şeylerde arar, yanlış yola başvurur. Bu durum onu çıkmaza sokar, artık nefsi ile baş başa kalır.