Günün Menkıbesi
"Beni Bırakın Onu Isıtın"
Hâce Ubeydullah buyurdu ki:
“Mevlânâ Nizâmeddin hazretleri Taşkent’te bizim misafirimiz iken, bir adam yanıma gelerek, ‘Mevlânâ Nizâmeddin hazretleri hastalandı’ diye haber verdi. Bunun üzerine aceleyle yanına gittim. Kaldığı yerde ateş yakmışlardı. Bununla kalmayıp üzerine birkaç kaftan giydirmişlerdi; onu ısıtmaya çalışıyorlardı. Birkaç kişi onu sıkıca tutuyordu. Çünkü o, sıtma titremesine benzer bir şekilde titriyordu. Öyle şiddetli titriyordu ki dişleri birbirine çarpıyordu. Titremenin duracağı yoktu. Onun bu halini görünce çok üzüldüm ve endişeye kapıldım.
Bir müddet sonra Mevlânâ hazretleriyle sıkı irtibatı olan ve değirmene un öğütmeye giden biri, sırılsıklam ıslanmış bir kaftan içinde titreyerek içeri girdi. Meğer o adam, o soğuk günde değirmenin su kanalına düşmüş ve çok üşümüş!
Mevlânâ Nizâmeddin hazretleri onu görür görmez feryat içinde, ‘Beni bırakın, onu ısıtın! Çünkü benim çektiğim elem onun acısıdır, bana sirayet etmiştir’ diye emir verdi.
Hemen dervişin ıslak kaftanı çıkarılıp yenisi giydirildi. Derviş ısınınca Mevlânâ Nizâmeddin Hâmûş hazretlerinin de titremesi geçti. Ardından rahatladı ve sohbet etmeye başladı.”