GÜNÜN SOHBETİ

 

"ADAB-I MUAŞERET"

 

Toplum içerisinde yaşayan insanların diğer insanlara karşı sergilemesi gereken tutum ve davranışlara, İslam’ın güzel saydığı söz ve fiillere, güzel ahlak kurallarına Adab-ı muaşeret denilmektedir. Adab sözünün aslı edeptir. Edep ise terbiye, güzel ahlak, zerafet ve kibarlık gibi anlamlara gelmektedir. Muaşeret ise diğer insanlara karşı davranışlarımız, konuşmalarımız kısaca başkaları ile olan ilişkilerimiz demektir. Günümüzde adab-ı muaşeret denilince görgü kuralları akla gelse de adab-ı muaşeret sadece görgü kuralları demek değildir. Dinimizde, selim insan aklının ve örfümüzün gerektirdiği şekilde davranmaya adab-ı muaşeret denilmektedir. Bu anlamda edep “kişiyi her türlü hata ve yanlıştan koruyan şeyleri bilmektir” şeklinde tarif edilmiş ve edebin üç boyutu olduğu; ilkinin Allaha karşı edep, ikincisinin Rasulullah’a karşı edep üçüncüsünün ise diğer insanlara karşı edep olduğu söylenmiştir.

 

Adab-ı muaşeretin özünde her şeyi en güzel ve usulüne uygun bir şekilde yapmak vardır. Konuşurken, susarken, otururken, kalkarken, yerken, içerken kısaca tüm söz ve davranışlarımızda en güzeli ve en uygun olanı seçmek adabı muaşeretin esasını teşkil etmektedir. İnsandan beklenen budur. Zira Cenab-ı Allah: “Biz insanı en güzel bir surette yarattık” buyurmaktadır. Rasulullah (s.a.v.) Efendimiz de; “İnsanlara güzel bir şekilde davranın” buyurmuştur. Aile içi ilişkilerde, öğretmen-öğrenci arasındaki ilişkilerde, amir- memur, işçi-işveren ilişkilerinde, misafir ev sahibi ilişkilerinde, komşuluk ilişkilerinde, fakir ve yoksul kişilerle ilişkilerde düzeyli, dengeli, saygılı ve titiz olma adab-ı muaşeretin gereklerindendir.

 

Bir karakter ve şahsiyet disiplini olan Adab-ı muaşeret, bilgi ve bilince dayalı hareket etme eğitimidir. Bu adabtan biri selamlaşmaktır. İki mümin karşılaştığında, selam gibi birbirinden esirgememeleri gereken bir incellik de güler yüzdür. Kişinin kişiyi güler yüzle karşılamasına dinimiz çok değer vermiştir. Bunun içindir ki Peygamber Efendimiz (s.a.v); “İyilikten hiçbir şeyi küçük görme, mümin kardeşini güler yüzle karşılamak bile olsa” buyurmuştur. En değerli İslami görgü kurallarından biri de hasta ziyaretidir. Hastayla ilgilenmek, hatırını sormak, ona moral vermek, bir ihtiyacanının olup olmadığını sormak esastır. Peygamberimiz (s.a.v); “Sizden biri hasta ziyaretine gitti mi, elini onun eli ve anlı üzerine koysun ve ‘nasılsın?’ diye hatırını sorsun.” demiştir. Hasta ziyareti önemli olduğu kadar, hastanın yanında uzun uzun kalarak ona rahatsızlık vermemek, ziyareti kısa kesmek de önemlidir. Peygamber Efendimiz (s.a.v) bu hususla ilgili olarak şöyle buyurmuştur; “İbadetin sevap bakımından en üstünü, hastanın hatırını sormaya gidince yanından çabuk kalkmaktır. Yeri ve zamanı geldiğinde iyilik ve yardımda bulunmak dini bir görevdir. İyilikte görgü; iyiliğin gizli, gösterişten kaçınarak ve gurur kırmayacak şekilde yapılmasıdır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) “İyilik üç şeyle tamamlanır; acele etmek, küçük göstermemek ve gizli tutmak” buyurmuştur. Dinimizin yemek için koyduğu görgü kurallarından biri, yeme içmede ölçülü olmak, hiçbir zaman mideyi tıka basa doldurmamak, sofradan daha iştahı varken kalkmak, biçimindeki kurallardır. “Mide derdin, perhiz devanın başıdır.” hadisi bu anlayışın kaynağıdır. Yemeğe “besmele” ile başlamak, yemekten sonra “elhamdülillah” demek; yemekten önce ve sonra elleri yıkamak da görgü kurallarındandır.

 

İslam âlimleri tarafından belirtilen adab-ı muaşeret  kurallardan bir kısmını özetle şöyle sıralayabiliriz. İnsanlarla iyi geçinmek, güler yüzlü olmak, kötülüğe karşı iyilikle karşılık vermek, insanların kusur ve ayıplarını araştırmamak, gördüğü ayıp ve kusurları örtmeye çalışmak, büyüklere hürmet ve saygı, küçüklere, düşkünlere şefkat ve merhamet; özellikle aile fertlerine iyi muamele etmek, temiz giyinmek, akrabalık bağlarına uymak, insanları küçümsememek, mütevazı olmak, doğru sözlü olmak, israf etmemek, aşırılıktan sakınmak, ahde vefa, meclis adabına riayet etmek, dostluğa önem vermek, hakkına razı olmak, yapılan iyiliklere karşı teşekkür etmek, bir işte azim ve sebat sahibi olmak, günahlardan kaçınmak, yapılan iyilikleri başa kakmamak, ağır başlı ve vakur olmak, kendisi için arzu ettiği güzel şeyleri Müslüman kardeşi için de arzu etmek, başkalarına hayır dua etmek, muhtaçlara yardımcı olmak, iyiliği, sabrı ve hakkı tavsiye etmek, kötülükten sakındırmak, kaba, çirkin, edep dışı ve kalp kırıcı sözlerden sakınmaktır.

 

Görüldüğü üzere adab-ı muaşeret kuralları toplum içerisinde vazgeçilmez değerde olup birbirimiz arasında saygı, sevgi ve muhabbetin sağlanmasında gerekli olan kurallardır. Adab-ı muaşeret esaslarına riayet ederek birlik ve beraberliğimizi dostluk ve kardeşliğimizi pekiştirmeye gayret gösterelim.

Geçmiş Duyurular  Güncel Duyuru