GÜNÜN SOHBETİ

 

 

"ASHAB-I KİRAM"

 

Peygamber Efendimiz’i görme şerefine nâil olmuş, O’nun sohbetinde bulunmuş, terbiyesinde yetişmiş Müslümanlara dinî kültürümüzde Ashâb-ı Kiram, diğer adıyla Sahâbe-i Kiram denilir. Ashâb, İslâm’ın yayılması uğrunda, nefsini ayaklar altına alan, küfrü sindiren, şirki söndüren kâmil ve âmil insanlardır. Ashâb; inkar edene karşı çetin ve metin, mü’mine karşı şefkat ve mer­hametli Allah’ın övdüğü, Rasülullah’ın sevdiği mübarek insanlardır.  Ashâb zulme karşı imanını koruyan ve dininden taviz vermeyen takva sahipleridir. Nitekim bir defasında müşrikler Hz. Bilâl’i (r.a) yakalayıp ellerini kollarını bağladıktan sonra: “Sana bir şans veriyoruz Ya Bilâl! Muhammed’in peşini bırak. O’nun peşinden gitme, O’na tâbî olma, O’nun sözünü dinleme, O’nunla birlikte gelene uyma. Eğer bu söylediklerimizi yaparsan o zaman kurtulursun.” dediklerinde Hz. Bilâl (r.a.) “Ben zaten kurtulmuşum. Siz kurtulmaya bakın.” cevabını vermiştir.

 

Hz. Peygamber’e gönülden inanan ashabı, O’ndan gelen emirleri büyük bir teslimiyetle yerine getirmişler, O’na derin bir saygı duymuşlar, derdine ortak olmuşlardır. Ayağına batacak dikene bile razı olmamışlar, hidayetin insanlara ulaştırılmasında, O’na her zaman maddi ve manevi destekte bulunmuşlardır. Vahyin indirilişine şahit olmuşlar ve İslam’ı en güzel manada yaşayarak sonrakilere örnek olmuşlardır. Nitekim Bir defasında Hz. Ömer (r.a) gecenin karanlığında tenha sokaklarda yürürken kalpleri îmânla dolu sahâbenin Kur’ân okuyan seslerini duyunca gözleri yaşlarla dolarak şöyle demiştir: “Ey Rabbim karanlık gecelerde nice aydınlık gönüller var! Nice kandil mumu gibi yanan aşıklar var.” Onun için ki Alemlerin Efendisi (s.a.v) de “Ashabım yıldızlar gibidir. Hangisine uyarsanız, hidayeti bulursunuz.” buyurmuşlardır.

 

Sahâbenin İslâm dininde çok önemli bir yeri vardır. Sahâbe dinimizin iki temel kaynağı olan Kur’an-ı Kerim’i ve Efendimiz’in (s.a.v.) sünnetini bizlere nakletmiş,  uygulamada ve güzel ahlâkta örnek olmuş, bu sebeple birçok âyette kendilerinden övgüyle bahsedilmiştir. Kur’an ı Kerim onları Allah’ın rızasına nâil olmuş, ibadete düşkün, sadık, kurtuluşa ermiş, kendilerine mağfiret, mükâfat ve cennet vaad edilmiş hakiki müminler olarak tanıtır. Rûhen Kur’an-ı Kerim’den feyiz alan Sahâbe; gâfil ruhlara ebedî saadetin yollarını açmış, daha o zaman dünyanın birçok bölgesine yayılıp, ulaştıkları toplumlara mânevi hayatın hazzını tattırmış, kemale ulaşmanın yollarını göstermiştir. Gıpta edilecek bir hayat yaşamış olan Ashâb-ı Kiram’ın dönemi, tarihe Asr-ı saadet olarak geçmiştir. Kur’an ikliminde yetişen sahabenin düşünce ufku, ahlâkı, kulluk sırlarına ermeleri ve marifetleri hayranlık verici olmuştur. Kur’an’da onların iman ve azimleri, ibadet hayatları, Allah yolunda verdikleri mücadeleleri, birbirleriyle olan münasebetleri ve Hz Peygamber e karşı duydukları saygı gibi özellikleri yer almaktadır.

 

Ashâb-ı Kiram  üç sınıfa ayrıl­maktadır. Bunlaradan biri Mekke'nin fethinden önce Medine'ye veya Habeşis­tan'a göç eden muhacirlerdir. Müşriklerin zulüm ve baskıları, tahammül  edilemeyecek duruma gelince Resûl-i Ekrem'in (s.a.v.) izniyle  İslâm'ı tebliğ etmek üzere mallarını bırakarak Medine'ye ve Habeşistan'a göç edenlerdir. İşte onlardan biri Kureyş’in asil ve soylu efendisi, en büyük savaşçısı Hz. Hamza (r.a), bütün servetini Mekke-i Mükerreme’de bırakarak Hz. Peygamber’in (s.a.v.) izni ile Medine’ye göç ederek  O’nun yoluna başını koyarak bir daha geri dönmedi. İslâm'ın ilerlemesi gibi ulvî bir gaye için bu zorlu mücadelede bulunan ashâb-ı kiram hakkında Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmaktadır: “Muhacirler için altından minberler vardır. Kıyamet günü onla­rın üstüne oturacaklar ve korkudan emin olacaklardır.” İkinci sınıf Medine-i Münevvere halkından olup, İslâm dininin yükselmesine yardım eden ve muhacirleri yurtlarında barındıran “Ensar”dır. Ensar, yurtlarına göç eden muhacirlere oturulacak ev, çalışıp idaresini yapacak tarla, hurmalık ve bahçe veren bu fedakâr ve vefakâr ashâb hakkında Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmaktadır. “Kim Ensar’ı severse Allah da onu sever. Kim Ensar’a buğzederse Allah da ona buğz eder.” Üçüncü sınıfı da diğer ashâb teşkil etmektedir.

 

Fahr-i Kâinat Efendimiz: (s.a.v)  “Ashâbım hakkında Allah’tan korkun. Onlara kötü söz söylemekten kaçının. Onları benden sonra hedef seçmeyin. Onları seven beni sevmiş olur. Onlara buğzeden bana buğzetmiş olur. Onları inciten beni incitmiştir.” buyurarak Ashab-ı Kiram-ı hayırla yad edip hürmet göstermeyi tavsiye etmektedir.

Geçmiş Duyurular  Güncel Duyuru