GÜNÜN SOHBETİ

 

"SELAMLAŞMANIN ÖNEMİ"

 

İslam Dini’nin yeryüzünde sağlamaya çalıştığı temel esaslardan biri de insanların birbirlerine karşı sevgi ve saygı duymalarıdır. Aramızdaki sevgi ve saygıyı tesis edip sağlamlaştırmanın en önemli yollarından  biri de selamlaşmadır. Selâm, Allah’ın güzel isimlerinden biridir. Selâm, sıkıntı ve fenalıklardan uzak, uzun ve bereketli hayat için yapılan duadır. Selam, Allah(c.c)’ın kullarını, her türlü tehlikelerden selamete çıkaran, cennetteki kullarına selam eden Rahman sıfatlarından biridir. Selâm, bir müslümanın diğer müslüman hakkında hayır dilekte bulunması, sevgi ve dostluğunu dile getirmesidir. Selâmlaşma, Müslümanlar arasındaki muhabbetin artmasına, kardeşlik duygularının güçlenmesine vesile olur. Selâmlaşma toplumda kaynaşma ve dayanışmayı arttırır. İnsanî ilişkilerini güçlendirir. Nitekim Sevgili Peygamberimiz (s.a.v) “Size, aranızda sevgiyi artıracak bir şey söyleyeyim mi?” diye sorduktan sonra, “Aranızda selâmı yayınız.” buyurmuştur. Efendimiz (s.a.v.) selamlaşmayı, müslümanın müslüman üzerindeki haklarından bir tanesi olarak ifade etmektedir. Nitekim hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmaktadır: “Müslümanın müslüman üzerindeki hakkı beştir: Selam verdiğinde selamını almak, hastalandığında ziyaret etmek, öldüğünde cenazesine katılmak, davet ettiğinde davetine icabet etmek ve aksırıp “elhamdulillah” dediğinde “yerhamukellah” diyerek karşılık vermektir.

 

Yüce Mevlamız, Kur’an-ı Kerim’in birçok âyetinde selâmlaşmadan bahsetmiştir. Bir âyet-i kerimede şöyle buyrulmaktadır: “Size biri selâm verildiği zaman ondan daha güzeliyle veya aynı ile karşılık verin. Şüphesiz Allah her şeyin hesabını gereği gibi yapandır.” Ayeti Kerimeden de anlaşıldığı üzere selamın verilmesinden ziyade alınmasına dikkat çekilmektedir. Çünkü Selamın karşılığını daha güzeliyle vermek, tam anlamıyla alçak gönüllü, hoşgörülü olmanın ve büyüklenmemenin ifadesidir. Nitekim Cahiliyenin kötü ahlaklarında biri de, verilen selamı almamak, duymazdan gelmek idi. Bu, karşı tarafa bir üstünlük göstergesi olarak yapılırdı. Sosyal statü olarak kendinden daha küçük gördüğü kimseleri ezmek, haddini bildirmek gibi çirkin niyetlerle bu tarz davranışlara sık sık başvurulurdu. İslam dini cahiliye dönemine ait bu kötü ahlakı ortadan kaldırarak, müminler arasında bu tarz bir üstünlük ve değerlendirmenin olmadığını göstermiş ve kendisine verilen selamı almayı  her mümin için bir hak saymıştır.

 

Selam vermek sünnet, verilen selamı almak farzdır. Peygamber Efendimiz (s.a.v) selamlaşmayı Müslümanların birbirine karşı görevleri arasında saymıştır. Sünnete uygun olan, Müslümanların karşılaştıklarında, bir mekâna girdiklerinde veya çıktıklarında ilk iş olarak selam vermeleridir. Yürüyen oturana, küçük büyüğe, sayıca az olan çok olana selam vermelidir. Selamlaşma, dışarıda söz konusu olduğu gibi evlere ve iş yerlerine girildiğinde de söz konusudur. Yüce Allah, “Ey iman edenler! Kendinizi tanıtıp izin almadan ve içinde oturanlara selam vermeden kendi evlerinizden başka evlere girmeyin.” ayeti ile müminlerin bir başkasının evine girmek için izin alıp selam vermelerini şart koşmuştur. Bugün selam konusunda sünnete uymayan bazı hareketlerimiz yok değil. Bunlar; kendi ev halkımıza ve çocuklara selam vermeyi ihmal etmek, bir yerden ayrılırken selam vermemek ve sadece tanıdıklarımıza selam vermektir. Hâlbuki Efendimiz (s.a.v) tanıdık-tanımadık herkese selam vermeyi, buluşmalarda olduğu gibi ayrılırken de selamlaşmayı tavsiye etmiştir. Ayrıca Peygamberimiz (s.a.v) bir hadisi şeriflerinde şöyle buyurmuşlardır. “Kendi ailenin yanına girdiğinde onlara selam ver ki: sana ve ev halkına bereket olsun.”

 

Dinimiz hayırlı işlerde acele etmeyi, birbirimizle yarışmayı tavsiye eder. Selam da bu hayırlı işlerden biridir. Bu sebeple önce davranan daha çok sevap kazanır. Çünkü o, Allah (c.c.)’ın  İsm-i Şerifini daha önce anmış, karşıdakine daha önce dua etmiş ve hayırlı bir ameli başlatmanın sevabını daha önce kazanmış olur. Yüce dinimiz İslam, biz insanların güven ve huzur içinde yaşamalarını istemektedir. Selamlaşmanın amacı da bu güven ve huzurun sağlanmasına,toplumsal barışın  ve kardeşliğin tesisine yöneliktir. Manevi anlamda bizler birbirimizin kardeşiyiz. Bu kardeşlik nesep kardeşliğinden önce gelmektedir. Kardeşler olarak bizler birbirimize sevgi ve saygı duymalıyız. İşte bu vasıfların ortaya çıkmasının en temel ve etkin yolu selamlaşmadır. Öyleyse Allah’ın selamını yayalım. Rabbimizin emrine uyup hep birlikte Allah’ın ipine (Kur’ana) sarılıp  birlik ve beraberlik içinde olalım. Bütün anlamıyla bereketiyle ve sonuçlarıyla selam; Kur’an’ın deyimiyle ”hidayete tabi olanların üzerinde olsun.” Amin.

Geçmiş Duyurular  Güncel Duyuru