GÜNÜN SOHBETİ

 

"GÜNAHLARA KARŞI SABIR"

 

Bizler şu geçici dünyada ebedi bir hayatı kazanmanın mücadelesini vermekteyiz. Bu mücadeleden başarıyla çıkmak ve Rabbimize karşı bağlılığımızı ve kulluğu-muzu göstermek için, dikkatli bir hayat yaşamalı, nefsin arzularına ve şeytanın aldatmalarına karşı devamlı uyanık ve bunların telkini olan günahlara karşı da devamlı surette sabırlı olmak durumundayız. Günah; Allah’ın emirlerine aykırı düşen, dinen suç sayılan davranışlar, İslam’ın ve insan fıtratının yapılmamasını emrettiği işlerdir. Allah’a kulluk görevi ve imtihan için gönderilmiş insanın, Allah’ın emirlerini yapması yasaklarından da kaçınması en önemli görevidir. Bu görevini terk ve ihmal etmesi ise günahtır. Günah işlemek, sonsuz kudret ve güç sahibi Yüce Allah’a bir isyandır. Allah’ın engin rahmetine ve rızasına karşı bir perdedir. Günahkâr insan eğer tevbe edip pişman olmazsa dünya ve ahirette acı bir hüsrana uğrar. “Annesinden doğan her insan fıtrat üzerine tertemiz doğar” hadis-i şerifinde belirtildiği gibi, tertemiz dünyaya gelen insan, işlediği günahlar nedeniyle kirlenir. Israrla işlenen günahlar kişinin kalbine huzursuzluk verir, gönlünü bulandırır, ruhunu huzursuz eder, dünya ve ahirette mutsuz olmasına neden olur. Bu konuda Kur’an-ı Kerimde şöyle buyrulmaktadır: “Hayır, hayır! Doğrusu onların işlemekte oldukları (kötülükler), kalplerini kirletmiştir.”

 

Günah her köşede tezgâhını kurmuş ve onun nerede, ne zaman ve nasıl karşımıza çıkacağı belli değildir. Çoğu zaman da kendi ayaklarımızla gidip kapısını çalarız. Bundan dolayı günahlara karşı sabretmek, güçlü bir iman ve sağlam bir iradeyi gerektirir. “La havle vela kuvvete illa billah” diyerek imanımızla günahları aşma azmi ve gayreti içinde olmalıyız. Zira günahtan kaçınma bir sevap olduğu gibi onlara karşı sabretmek de çok büyük mükafattır. Efendimiz (s.a.v)  günahlara karşı sabredenlerin nail olacağı ecri bizlere şöyle haber vermektedir."Sabır üçtür: Musîbetlere karşı sabır, ibadetlere karşı sabır, günah işlememekte sabır. Kim de günaha karşı sabrederse Allah ona dokuz yüz derece yazar."

 

Günümüz dünyası âdeta bir günah deryası haline getirilmiştir. Bugün şeytan ve onun hizmetkarları her yerde kol gezmekte, her köşe başında kendi ağına düşecekleri beklemektedirler. Her mümin, böyle bir ortamda dikkatle ve sabırla hareket etmeli, duygu ve düşüncelerinde günaha düşmemeye gayret gösterme-lidir. İmam Gazali (r.a) günah işlememekte sabrın önemini şöyle bildirmektedir: Kulun günahlara karşı sabretmeye çok fazla ihtiyacı vardır. Günahlara karşı sabretmenin en zoru, alışık olduğu günahlara karşı sabretmektir; zira bunlar artık o kimsenin tabiatı haline dönüşmüştür. Ne zaman buna şehvet eklenir, o zaman şeytanın ordularından iki ordu birleşmiş olur ki, buna karşı durmak neredeyse imkansız hale gelir. Eğer o fiil yapılması kolay olan şeylerden ise, bundan kurtulmak çok daha zorlaşır. Kişinin kendini övmesi, riyakarlık yapması, yalan söylemesi ve gıybet etmesi gibi. Mümin, yanlışlıkla bir hata işlediği zaman hemen tevbe ve istiğfarla Rabbine yönelmeli, pişmanlık ve hüznünü dile getirmeli ve iyilik yaparak onu izale etmelidir. Bu duygular onun bütün benliğini sarmalı. Aksine böyle bir yakarışla pişmanlığın dile getirilmemesi, o günaha giden yolların açık bırakılması demektir ki, şeytanın o kapıdan tekrar girmesi her an mümkündür. Nefsin kötü arzuları ve şeytanın vesveseleriyle işlenen günahlar, sadece kişinin kendisini değil, tüm toplumu olumsuz yönde etkiler. İçki, kumar, zina, hırsızlık vb. günahların insan ve toplum hayatına çok büyük zararlar verdiği herkes tarafından bilinen acı bir gerçektir.

 

Dünya ve ahirette huzurlu olabilmek ve mahşer gününde mahcup olmamak için günahlardan ve günaha sevk eden ortamlardan şiddetle uzak durmalıyız. Yüce Allah’ın her an bizi gördüğünü, sağımızda ve solumuzda bulunan meleklerin her yaptığımızı kaydettğini hiçbir zaman unutmamalıyız. Her yaptığı-mızın hesabını mutlaka bir gün vereceğimiz gerçeğini de aklımızdan çıkarmamalıyız. Günahlara karşı sabır, kötülükleri bırakmak, günahtan kaçınmak ve bu husus-larda sebat etmekle olur. Bunun için de ölümü ve hesap gününü çok hatırlamalıyız. Sabır gösterip günahlardan sakınanları, cennetin kapısında: “Sabrettiğinize karşılık size selam olsun! Dünya yurdunun sonu (cennet) ne güzeldir!” müjdesiyle meleklerin karşılayacağını bilmeliyiz. Sohbetimi şu iki ayetin mealiyle bitiriyorum. “Sabredenlere mükâfatları elbette hesapsız olarak veri-lir.”, “İşte onlar, sabretmelerine karşılık cennetin en yüksek makamlarıyla mükâfatlandırılacaklar ve orada esenlik dileği ve selâmla karşılanacaklardır.”

Hayırla Kalın.

Geçmiş Duyurular  Güncel Duyuru