"PEYGAMBERLERE İMAN"
Allah-u Teâlâ insanlara dinini bildirmek için yine insan cinsinden Peygamberler göndermiştir. Bu nedenle dinimizde Peygamberlik, Îmanın şartlarından biri olarak kabul edilmiştir. Peygamber, haber getiren, elçi anlamına gelir. Peygamberler Cenâb-ı Hakk'ın, şerîatını, emirlerini, yasaklarını, haberlerini kullarına bildirmek için gönderdiği mümtaz (seçilmiş) kişilerdir. Peygamberler, Allah’ın dinini sözlü ve uygulamalı olarak insanlara açıklamışlar, onlara örnek ve rehber olmuşlardır. Peygamberler, insanları, Allâh'a şirk koşmak ve puta tapmak gibi dalâletlerden kurtarmaya vesiledirler. Ehl-i sünnet ve’l-cemaat alimlerinin buyurduğu gibi; insanların akılları gerçek kurtuluş yolunu bulmakta yetersiz olduğundan Allâh-u Teala, kullarının ebedî saadeti için peygamberler göndermiştir. İmam Rabbani Hazretleri Mektubat-ı Şerife’sinde şöyle buyurmaktadır: “Peygamberlerin vucud-u şerifleri olmasaydı Allah-u Teâlânın razı olduğu şeyler, razı olmadığı şeylerden ayırt edilemezdi.
Hz Âdem (a.s)’den Peygamberimize kadar bir rivâyete göre 124 bin, diğer bir rivâyete göre ise 224 bin Peygamber gelmiştir. Bunlardan ancak 25 tanesinin isimleri Kur'ân-ı Kerim'de zikredilmiştir. Peygamberler hakkında bilinmesi vâcip olan beş sıfat vardır. Bunlardan biri Sıdk: Peygamberler doğrudurlar. Asla yalan söylemezler. Emânet: Emindirler. (Her hususta kendilerine inanılır.) Tebliğ: Allâh'ın emir ve yasaklarını hiç noksansız ve çekinmeden tebliğ ederler. Fetânet: Son derece zekîdirler. İsmet: Mâsumdurlar; günah işlemekten uzaktırlar. Peygamberlerin hepsi aynı derecede değildir: “Peygamberlerin bir kısmını diğerlerinden üstün kıldık.” anlamındaki ayet bu gerçeği ifade etmektedir. Peygamberlerin her hususta en üstünü ve en büyük olanı, şüphesiz bizim Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v)’dır. Peygamberimizden önce gönderilen Peygamberlerin çoğu, belli bir topluluğa, bir şehir veya köy halkına gönderilmiştir. Peygamber Efendimiz (s.a.v) ise bütün insanlığa, bütün mahlukata yani, on sekiz bin alemin tamamına rahmet olarak gönderilmiştir. Peygamberimizin diğer Peygamberlerden ayrı beş özelliği daha vardır: Bütün peygamberlerden Üstündür. Bütün insanlara ve cinlere gönderilmiştir. Peygamberler silsilesinin son halkası (Hâtemü'l-Enbiyâ) yâni son peygamberdir. Ondan sonra Peygamber gelmeyecektir. Bütün âlemlere rahmet olarak gönderilmiştir. Şerîatı, kıyâmete kadar devam edecektir.
Her insan akıl yolu ile Cenab-ı Allah’ı bilmek, bulmak ve inanmak zorundadır. Ama akıl yolu ile Allah’a ne şekilde kulluk yapacağını bilemez. Bunu ancak Peygamber vasıtası ile öğrenir ve yapar. Ayrıca Peygambersiz gaybe iman, iyi-kötü, sevap-günah nedir bunlar bilinip ayırt edilemez. Bir de Peygamber, Allah’ın kitabını açıklar ve insanlara dünyada da ahirette de mutlu olmanın yollarını gösterir. Bunun içindir ki Allah bir topluluğa Peygamber göndermeden onları sorumlu tutmaz. Kur’an-ı Kerim’de Mevlamız şöyle buyurmaktadır: "Biz bir Peygamber göndermedikçe, hiç kimseye azab edecek değiliz." Peygamberlerden başkasına vahiy gelmez. Peygamberlik çaba ve ibadet ile elde edilemez. Mucizeyi de ancak Peygamberler gösterir. İman etmekte Peygamberler ayırt edilemez. Hepsinin Allah tarafından gönderildiğine inanılır. Hiçbir Peygamberin getirdiği ve görevi küçümsenemez. Hangi dinin Peygamberi olursa olsun “ben onu kabul etmiyorum” denilemez. Peygamberimiz (s.a.v) geldikten sonra diğer dinlerin, diğer kutsal kitapların ve Peygamberlerin hükmü geçmiştir. Peygamberlerin insanlara tebliğ ettiği hak dinin iman, ibadet ve ahlâk gibi temel esaslarında bir değişme olmamıştır. İbadetin şekilleri ve sosyal hayatla ilgili bir kısım hükümlerde bazı değişmeler olmuştur. Bütün Peygamberlerin tebliğ ettiği; dini, nefsi, aklı, nesli ve malı korumaktır.
Sonuç olarak Peygambere iman, sözden öte özde kendini belli etmelidir. Peygambere iman, onun adı anıldığında yalnız elimizi göğsümüzün üzerine götürmekten ibaret değildir. Ona iman, onu, her şeyden daha çok sevmek, getirdiği ilahi buyruklarla amel etmek, mübarek ismi anıldığında salat ve selam getirmektir. Bir insan Peygamberimize uydu mu, Allah’ın razı olduğu yola girmiş demektir. Onun için, kim insanlığın güzelliklerinden bir nasip almak istiyorsa onu örnek almalı, kim iyi bir Müslüman olmak istiyorsa onu rehber edinmeli, kim Allah’ın sevdiği bir kul olmak istiyorsa onun yolundan gitmelidir. Çünkü Rabbimiz in, sevdiği ve kulunda görmek istediği bütün özellikleri ve güzellikleri Sevgili Peygamberimiz (s.a.v)’de toplamıştır.