GÖZÜ HARAMDAN KORUMAK
Cenab-ı Hak, insanoğlunu mahlukatın en şereflisi olarak yaratmış ve kainattaki her şeyi onun emrine amade kılarak ona maddi ve manevi bir çok nimetler ikram etmiştir. Peygamberleri ve kitapları vasıtasıyla insanın bu dünyaya başıboş gönderilmediğini bu sebeple daima kontrol altında tutulduğunu ve yaptığı her işten ahirette sorumlu olacağını ona öğretmiş; razı olduğu ve olmadığı haller ile bu haller karşılığında verilecek mükafat veya cezaları da beyan etmiştir.Bu itibarla akl-ı selim sahibi her mü’minin, Allah’ın kendisine bahşettiği bütün nimetleri, Allah’ın razı olacağı şekilde kullanması, O’nun rızasına uymayan hallerden şiddetle kaçınması ve bu hususta daima Allah-ü Teala’dan yardım talep etmesi gerekmektedir.
Rabbimizin bizlere bahşettiği en büyük nimetlerden biri de göz nimetidir. Zira Efendimiz (s.a.v.) bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmaktadır: “Allah-u Teala buyuruyor ki; Kulumu iki gözünü kör etmekle imtihan ettiğim zaman sabrederse, o kuluma gözlerine karşılık olarak cenneti veririm” Başka bir hadis-i şerifte de “Hiçbir kul, dininden dönmesi hariç, gözlerini kaybetmekten daha ağır bir belaya uğramış değildir.” buyurulmaktadır. Böylesine değerli olan bu azamızı ve diğer azalarımızı,onları bize ihsan eden Allah’ın rızasına uygun olarak kullanmalıyız. Gözlerimizi nasıl kullanacağımızı bize öğreten bir çok ayet-i kerime ve hadis-i şerif vardır. Cenab-ı Hak “Habibim, Mümin erkeklere söyle gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını da korusunlar. Bu davranış onlar için daha temizdir. Şüphesiz ki, Allah onların yaptıklarından hakkıyla haberdardır. Bu ayet-i kerimenin tefsirinde şu ifadelere yer verilmiştir: “Gerek hariçte,gerek dahilde ve gerek başkalarının evlerine girerken-çıkarken, otururken-kalkarken gözlerini harama bakmaktan, ayıp bir şey görmekten sakınsınlar. ”denmektedir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’e “İnsanların gelip geçtiği yolların hakkı nedir.? sorulduğunda “Harama bakmamak, gelip geçenleri incitmemek, selamı almak ve iyiliği emredip, kötülükten sakındırmaktır.” buyurmuşlardır.
İşlenen her günahın, kişinin kalbinde siyah bir nokta şeklinde tesir bırakacağı ve tevbe edilmeyip günaha devam edildiği takdirde bu noktaların çoğalıp kalbi büsbütün kaplayarak paslandıracağı Peygamber Efendimiz (s.a.v.) tarafından beyan edilmiştir. Bizim diğer insanlarla ve dünya ile irtibatımızı sağlayan ve alimlerimizin “Beş duyu” diye tabir ettikleri göz, kulak ve diğer azalarımızın, kalplerimize bizzat tesir ettiği açıktır. Özellikle kulak ve gözün kalbe tesiri çok çabuk ve kuvvetlidir. Zira bir çok günahın başlangıcı göz ile olur. Aynı zamanda göz, görüntüleri kalbe aktaran bir penceredir. Her bakış kalbi yaralar ve sonrası için baskı kurar. Bakış terbiye edilmezse kalbi, şehvani duygulara sevk ederek nefsi azgınlaştırır. Nefis ise sahibini helake götürür. “Göz nereye bakarsa gönül de oraya akar.” sözü bu gerçeği dile getirir Rabbimiz amacı doğrultusunda kullanılmayan her bir azamızın aleyhimize şahitlik edeceğini Şu ayeti kerime de bildirmektedir. “Nihayet oraya geldikleri zaman kulakları, gözleri ve derileri, işledikleri şeye karşı onların aleyhine şahitlik edecektir” Bu sebeple, kalbimizi paslandırmamak için harama bakmaktan sakınmalıyız. Eğer bizim isteğimiz ve kasdımız olmadan gayr-i münasip bir manzara karşımıza çıkarsa hemen gözümüzü çevirmeliyiz. Bu, bize sevap kazandıran doğru bir hareket olur ve mes’ûliyeti yoktur. Ancak bu bakışı devam ettirir veya tekrarlarsak işte o zaman günaha dalmış oluruz. Zira Fahr-i Kainat Efendimiz (s.a.v.)’in Hz. Ali (r.a)’ya tavsiyelerin de: “Ey Ali! Elinde olmadan gözüne ilişen bir harama ikinci defa bakma. Zira ilk bakış lehine, ikincisi ise aleyhinedir.
Kalbini Allah’ın nuru ile doldurup, hakiki mü’min olmak için gayret eden ehl-i maneviyat’ın harama bakmaktan kaçınma hususunda çok daha fazla dikkat etmesi icab etmektedir. Zira bu gibi bakışlar kişinin manevi yolculuğuna zarar vermektedir. Muteber tasavvuf kitaplarında, maneviyat yolunun yolcularına gerekli olan edepler ayrıntılarıyla zikredilmiştir. Uyulması gereken bu edeplerden biri de “Nazar ber-kadem” tabiriyle ifade edilmiştir.Bu tabir, maneviyat yolundaki bir kişinin çarşı ve pazarda yürürken, daima ayak uçlarına yani önüne bakıp,gerek olmadıkça etrafına bakmaması manasına gelir. Özellikle her türlü kötülüğün teşvik edildiği ve rağbet gördüğü bu asırda gönüllerimizi kirletmemek ve manevi hayatımızı mahvetmemek için çok daha fazla dikkat etmemiz icab etmektedir. Sohbetimi bir hadisi şerifin meali ile sonlandıyorum: “Bakış, şeytanın zehirli oklarından bir oktur. Kim Allah’tan korktuğu için harama bakmayı terk ederse, Allah o kimseye kalbinde tadını hissedeceği bir iman lezzeti nasip eder.