"DUA BİR KULLUK ARZIDIR"
İnsan hayatının en değerli anı, Yüce Allah’a yönelip O’nunla başbaşa kaldığı andır. Allah ile başbaşa kalmanın en güzel yolu duadır. Dua; sözlükte çağırmak, seslenmek, yardım talep etmek demektir. Dini bir terim olarak ise dua; Allah’ın büyüklüğü ve azameti karşısında kulun acziyetini itiraf etmesi, sevgi ve tazim duyguları içinde lütuf ve yardımını dilemesidir. Dua bir yakarıştır, kulun Rabbine içini dökmesidir. Kul kendi küçüklüğünün, yöneldiği kapının büyüklüğünün şuurunda olarak Rabbine halini arz eder. Aynı şekilde dua; insanoğlunun üzerindeki sıkıntı, dert ve belaların giderilmesini; günah, hata ve kusurlarının bağışlanmasını Allah’tan niyaz etmesidir. Dua kulun Allah’a iman ve teslimiyetinin önemli bir göstergesidir. Bu bakımdan sevgili Peygamberimiz (s.a.v.); “Dua ibadetin özüdür.” buyurmuştur. Kul Rabbine dualarla yaklaşır, Rabbi ile arasındaki bağ dualarla güçlenir. Dua sayesinde Allah’ın sevgisini ve muhabbetini kazanır. Allah katında mertebesi yükselir. Duadan uzak kalmak, kişinin rabbiyile irtibatının zayıflamasına, bunun sonucunda da dini hayatında gevşekliğe sebep olur.
Bir insan olarak, çevremizde meydana gelen olaylardan etkilenebilir ve işlerimizin düzensiz gitmesinden de üzülüp sıkılabiliriz. Ancak bu gibi üzüntü ve sıkıntıların geçici olduğunu bilmeli, bütün hayatımızı sarsacak bunalım ve sıkıntılara düşmemeliyiz. Mü’min, hayatın ağır yükleri altında acze ve sıkıntıya düştüğünde, kendisine şah damarından daha yakın, onun en gizli sırlarını bilen ve her şeye gücü yeten Yüce Allah’a güvenmelidir. O’na dua ve niyazda bulunmalı, O’nun engin lütuf ve keremine sığınmalıdır. O’ndan başka, sıkıntılara çare, dertlere deva, hastalıklara şifa ihsan edenin olmadığını bilmelidir. "...Ben, tasa ve üzüntümü ancak Allah’a arz ederim..." diyen Hz.Yakup (a.s) gibi, kulun tüm sıkıntı ve taleplerini Allah a sunarak O’ndan yardım istemeli ve çekilen sıkıntıları, ebedi mükâfat vesilesi bir imtihan olarak değerlendirip teselli bulmalıdır. Kur’an-ı Kerim, büyük sıkıntılarla karşılaştığında Rabbine dua eden Hz.Yunus’(a.s )ın duasının kabul edildiğini; “Bunun üzerine O’nun duasını kabul ettik ve onu kederden kurtardık. İşte biz
Mü’minleri böyle kurtarırız”meâlindeki âyetiyle bize
bildirir. Sevgili Peygamberimiz (s.a.v) de , müminlerin başına gelen sıkıntıların günahlara keffaret olduğunu bir hadis-i şeriflerinde şöyle ifade eder: “Başına gelen hastalık, bitkinlik, hüzün ve diğer sıkıntılara karşılık Yüce Allah, Mü’minin günahlarının bir kısmını siler.” Bizi çok seven Rabbimiz bize nasıl dua edeceğimizi Kur an-ı Kerimde şöyle ifade etmektedir. “Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik, eğer bizi bağışlamaz ve bize acımazsan muhakkak ziyana uğrayanlardan oluruz” “Onlardan kimi, Rabbimiz! Bize dünyada da nimet, iyilik ve güzellik ver. Ahırette de nimet, iyilik ve güzellik ver, bizi ateşin azabından koru” Efendimiz (s.a.v) de; bir defasında: “Allah’ım! Ayrılıktan, iki yüzlülükten, kötü ahlaktan sana sığınırım. Yine; Allah’ım! Fakirlikten, yoksulluktan, zilletten ve zulme uğramaktan sana sığınırım.” şeklinde dua da bulunmuşlardır.
Her zaman, her yerde, her şekilde dua edilebilir. Ancak, bazı özel zamanlarda ve özel yerlerde yapılan dua, kabule daha yakın olur. Bilhassa seher vakitlerinde, Ramazan ayı, kadir gecesi, Cuma günü gibi mübarek zaman dilimlerinde ve secde halinde yapılan dualar inşallah kabul edilir. Bir defasında Efendimiz (s.a.v) e “Hangi dua daha çok işitilir?” sorusuna “Gecenin son bölümünde ve farz namazların ardında yapılan dua” şeklinde cevap vermiştir, Bir başka hadis-i şerifte ise; “Kulun Rabbine en yakın olduğu hal secde halidir. Öyle ise, secdede çok dua ediniz.” buyrulmuştur.
Her hitabın bir usulü vardır. Dua da, isteklerimiz konusunda Rabbimize yönelttiğimiz bir hitaptır. O sebeple duada da uyulması gereken bazı hususlar önem arz etmektedir. Buna göre; günah işlemekten kaçınmalı, işlenmiş olan günahlara tövbe ve istiğfar edilmeli. Duaya, besmele ile başlanmalı ve Hz. Peygamber’e salât-ü selam edilmelidir. Dua, sadakat ve teslimiyet ruhu ile yapılmalı; duada kararlı ve ısrarlı olunmalıdır. Efendimiz(s.a.v); “Dua ettim de kabul edilmedi, diye acele etmedikçe dualarınıza cevap verilir.” buyurmuştur. Duanın kabul edilmesinin temel şartlarından biri de helal kazançtır. Resulullah (s.a.s.) buyuruyor ki; “Üstü başı dağınık, toz toprak içinde yollara düşen, ellerini göğe açıp ‘Ya Rabbi! Ya Rabbi!’ diye yalvaran, buna karşılık; yediği, içtiği, giydiği haram olan, haramla beslenen bir adamın duası nasıl kabul edilir.” Sohbetimi Bakara Suresi’nin son ayetindeki şu dua ile bitirmek istiyorum: “Ey Rabbimiz! Unutur ya da yanılırsak bizi sorumlu tutma. Ey Rabbimiz! Bize bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği şeyleri yükleme, bizi affet, bizi bağışla, bize acı. Sen bizim Mevlamızsın. Kafirler topluluğuna karşı bize yardım et.”
Hayırla Kalın.