"HAYIRDA YARIŞMAK"
Mensubu olmakla şeref duyduğumuz İslâm dini, hayırda ve yardımlaşmada yarışmayı, aynı zamanda iyilik yolunda da başkalarına örnek olmayı teşvik etmektedir. Nitekim dinimizin üzerinde hassasiyetle durduğu ve teşvik ettiği konulardan biri olan iyilik ve hayırda yarışma hususunda Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulmaktadır: “İyiliklerde yarışın. Zira hepinizin dönüşü Allah’adır.”İyilik kavramı, Kur'ân‘ı Kerim in kullandığı temel ahlâk ve davranış durumunu, bireysel ve sosyal sorumluluğu içerir. İyiliğin tanımına dair örneklerde toplum algısı, toplum faydası ve toplum huzuru dikkate alınmaktadır. İslâm hukukunun temel bir ilkesi olan “maslahat” veya “makâsid” gibi kavramlar bir yönüyle iyi ve yararlı davranışı,diğer yönü ile topluma faydayı öngörmektedir.Mümin hayırda öncü olmalı, günahlardan ise devamlı kaçınmalıdır. Bu konuda Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmaktadır. “İnsanlardan öyleleri vardır ki, onlar hayra anahtar, şerre de kilittirler. Öyleleri de vardır ki, şerre anahtar, hayra kilittirler. Allah’ın, ellerine hayrın anahtarlarını verdiği kimselere ne mutlu! Allah’ın,şerrin anahtarlarını ellerine verdiği kimselere de yazıklar olsun!”
Mü’min, her iyiliği kendisi için bir ganimet ve sevap kazanma fırsatı olarak görmeli, bir iyilik ve hayır yapma imkanı bulduğunda herhangi bir engel çıkmadan onu bir an önce yerine getirmeye gayret göstermelidir. Çünkü insan, “daha sonra yaparım” diyerek zamanında yapmadığı hayırlı işler için bir daha fırsat bulamayabilir Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir defasında mescitte namazı bitirir bitirmez acele ile evine gitmişti.Ashab-ı kiram, Hz. Peygamber (s.a.v.)’in bu telaşı karşısında endişelendiler. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)bir süre sonra dışarı çıktığında bu acele davranışı sebebiyle ashabının meraklanmış olduğunu gördü. Bunun üzerine şöyle buyurdular: “Odamızda birazcık altın -veya gümüş- olduğunu hatırladım. Beni hayırda acele etmekten alıkoymasın diye hemen dağıtılmasını emrettim.” Müslüman, hem kendisi hem de tüm insanlık için hayrı isteyen, hayra teşvik eden ve kötülüklerden uzaklaşıp başkalarını da uzaklaştırmaya çalışan kişi olmalıdır.Bu amelin maddi ve manevi kazancına dair “Allah bu ümmete, ancak zayıfların duaları, namazları ve ihlâsları sayesinde yardım eder” “Siz, güçsüzleriniz sayesinde rızka ve zafere kavuşursunuz” buyuran Peygamber Efendimiz, (s.a.v) hayırda yarışmanın ne derece de önemli olduğunu beyan etmektedir.
Cenabı Allah yeryüzündeki her şeyi insanın emrine vermiştir.Bunun için bize verilen bunca nimeti hakkıyla değerlendirmek ve değerlendirirken de Allah’ın rızasını gözetmek ve bunları hayır yolunda harcamak gerekir. Şu önemli unsuru unutmamak gerekir ki elimiz altında bulunan tüm mal ve mülk bize Allah’ın bir lütuf ve nimetidir. Allah tarafından bahşedilen bu nimetleri hayır yolunda harcayarak, Allah’ın sevgisine mazhar olmak da bizim elimizdedir. Çünkü bir âyet-i kerimede Cenabı Hak “Sevdiğiniz şeylerden Allah yolunda harcamadıkça iyiliğe asla erişemezsiniz. Her ne harcarsanız Allah onu bilir.” buyurmaktadır.Hepimizin bildiği üzere Cenabı Allah, Mü’min, kâfir, müşrik, münafık demeden herkesin rızıkını vermektedir. İşte burada önemli olan kulun kendisine rızık vereni bilmesi, O’na şükr etmesi ve O’nun rızasını kazanmak için malını ve servetini hayır yolun da harcamasıdır. Çünkü hayırda yarışmak hem bir iyilik, hem sevap, hem de Allah’ın sevgisini kazanmaya bir vesiledir. Ayet-i kerimede Cenabı Allah “İyilik yapmak ve fenalıktan sakınmak hususunda birbirinizle yardımlaşınız. buyurmaktadır.,
“Her nefis ölümü tadacaktır. Ancak kıyamet günü yaptıklarınızın karşılığı size tastamam verilecektir.” ayeti kerimesiyle her insanın ölümlü olduğu bildirilmekte ve insan âhirette sevabının azlığından dolayı; “Keşke dünyada iken biraz daha iyilik yapsaydım, keşke hayra koşsaydım” diyecektir. Ama gerçek olan şudur ki, üç şey hariç insanın öldükten sonra amel defteri kapanır. Bunu bize, haber veren Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir hadisi-i şeriflerinde: şöyle buyurmaktadır.“İnsan öldüğü zaman amel defteri kapanır. Üç kimse bundan müstesnadır. Toplum yararına kalıcı eser bırakanlar, topluma yararlı bir ilim bırakanlar, kendisine dua eden hayırlı çocuk yetiştirenler” sonuç olarak fakirlik gelmeden zenginliğin kıymetini bilelim. Unutmayalım ki hesapsızca harcadığımızı bulamayan sayısız aç insanlar bulunmaktadır.Ayrıca Ahirete birkaç metre kefenden başka hiç bir şey götüremeyeceğimizi unutmayalım. Sohbetimi bir âyet-i kerimenin mealiyle bitirmek istiyorum: “Ey İman edenler! rüku edin, secde edin, Rabbinize kulluk edin ve hayır işleyin ki, kurtuluşa eresiniz”
Hayırla kalın.