"GÜNAH"
Günah, Allah’ın emirlerine aykırı düşen, dinen suç sayılan davranışlar, İslamın ve temiz insan fıtratının yapılmamasını emrettiği hususlardır. Neticesine göre kişiyi sorumlu kılması veya cezayı gerektirmesi açısından günahlar, büyük ve küçük günahlar olmak üzere iki kısma ayrılır.Allah’ın yapılmasını yasakladığı her şey günahtır. Dünyaya gelir gelmez "Ümmetim!" diyen, Mi'rac'da Allah'tan ümmetini isteyen, hayatını ümmetinin irşadi için sarfeden, mahkemeyi kübrada yüce adalet divanında herkesin "Nefsî, nefsî!" dediği mahşer meydanında yine bütün şefkat ve merhametiyle "Ümmeti, ümmeti!" diyerek en kudsî ve en yüksek bir fedakârlıkla, yine şefaatiyle ümmetinin imdadına koşacağını, "Şefaatim ümmetimin günahkârları içindir!" hadisiyle müjdeleyen Sevgili Peygamberimiz (s.a.v),ümmetini helak edecek belli başlı büyük günahları şöyle haber vermektedir.Allah’a ortak koşmak, adam öldürmek, zina iftirasında bulunmak, zina etmek, sihir yapmak, yetimin malını yemek, ana-babaya karşı gelmek, Mekke’nin hareminde günah işlemek, faiz yemek, hırsızlık yapmak, içki içmek, kumar oynamaktır.
Kur’an-ı Kerim de ve Sevgili Peygamberimizin hadisi şeriflerin de büyük günahların üzerinde hassasiyetle durulmasının birçok sebebi vardır.Günahlar, sadece kişinin hayatını karartan bir eylem değil, yaşanılan topluma da zarar veren manevi bir hastalıktır. Günahlar kişinin iç dünyasını, maddi ve manevi hayatını alt üst eder. Ayrıca küçük günahlarda ısrarla işlenmeye devam edilirse onlarda kişiyi büyük günahlara sevk edeceği aşikardır. Bu sebeple günahların hepsinden kurtulmalı küçük büyük demeden hiçbir günahı işlememeliyiz. Mümin, işlediği günahlar sebebiyle umutsuzluğa düşüp isyana devam eder veya Allah’ın azap etmeyeceğine inanıp, azaptan emin olduğunu düşünerek hatalarına devam ederse büyük hata eder. Onun içindir ki, işlenen günahın ardından hemen tevbe ve istiğfara sarılmak gerekir. Nitekim şu ayetler bize bu dengeyi gözetmemizi tavsiye etmektedir: “Ey günahta aşırı giderek nefislerine zulmetmiş kullarım, Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin; muhakkak ki Allah bütün günahları bağışlar. Şüphe yok ki O, çok bağışlayıcı, çok merhamet edicidir.” “Ve muhakkak ki azabım da elem verici bir azaptır.”
Günahlardan sakınmak, farzları yapmaktan önce gelir. Önce kalbin günahlardan temizlenmesi gerekir. Sonra farzlar, kalbi süsler. Günahlar ve haramlar dinî duyguyu zehirler. Fakat bu zehirler görünürde bal gibi tatlıdır; insanı aldatır ve insanın manevî duygularını yavaş yavaş öldürür. Her nimet bir külfetin karşılığıdır. Cennet ve Cemâlullah’ı isteyenler, nefse tatlı gelen günâhlara girmemek için, birtakım külfet ve zorluklara katlanmak ve Allah’a sığınmak zorundadırlar. Bunun yolu ise, ihsân sırrı ile Allah’ın kendilerini gördüğüne, samimi bir şekilde inanarak, kendileri de Allah’ı görüyormuşçasına kulluk etmektir. Ayrıca sol tarfımızda bulunan ve günahları yazan bir meleğin varlığının şuuru içinde hareket etmektir. Çünkü günah ve isyan neticesinde insanın başına tehlikeli şeyler gelir. Örneğin: Günah işleyen, ilimden yoksun kalır, rızkı harama gider, Allah’ın bereket ve ihsânından mahrum olur, hissizlik ve vicdansızlık başlar, tövbeden uzaklaşır, iç dünyası kararır, kalp paslanır, haya duygusu kalkar, Müslümanlar arasında yalnız kalır, meleklerin tövbe ve istiğfarlarından, Peygamber Efendimizin şefaatinden mahrum kalır ve neticede zayıf bir imanla başbaşa kalır.
Kamil bir mümine düşen asıl görev iman ettikten sonra bir daha küfür ve günaha bulaşmamaktır. Çünkü günahlar, kalbi kirletir, kirlenen kalp de sahibinin doğru, güzel, faydalı ve yararlı şeyler yapmasına engel olur. Günahların kalbi kirleteceğini haber veren Cenab-ı Hak, şöyle buyurmaktadır: “Hayır! Bilakis onların işlemekte oldukları (kötülükler) kalplerini kirletmiştir.” Bu âyette geçen “kalp kirlenmesi” tabirini, Efendimiz (s.a.v) şöyle açıklamıştır: “Kul bir günah işlediğinde, kalbinde siyah bir nokta belirir. Eğer o günahından tevbe edip uzaklaşırsa kalbi saydamlaşır. Eğer tevbe etmeyip günah işlemeye devam ederse, o siyah nokta artar ve kalbi istila eder. Günahlar, nefsin ve şeytanın kötü arzu ve tuzaklarına kapılması neticesinde işlenir. Onun için de çok dikkatli olunmalı göz, kulak, el, ayak ve mide gibi bizi günaha sevkedebilecek azalarımıza sahip çıkmalıyız. İbadet, ihlas ve iyiliklerimizle kalplerimizi temiz tutmaya devam etmeliyiz.Yüce Rabbimizinden yapmış olduğumuz hataları affetmesini, dünya ve ahiret mutluluğunu bizlere bahşetmesini niyaz ederken, Sohbetimize bir ayet mealiyle son veriyorum. “Eğer size yasaklanan, büyük günahlardan kaçınırsanız, sizin küçük günahlarınızı örter ve sizi şerefli bir yere yerleştiririz.”
Hayırla Kalın.