GÜNÜN SOHBETİ
"Nimete Şükür"
“Kendisine nimet verilenin ve ikram edilenin ne yapması gerekir?” diye sorulduğunda her mümin, “Elbette şükür ve teşekkür etmelidir” cevabını verir. Ârifler şükrü, “Verdiği nimetle Allah Teâlâ’ya isyan etmemektir’ şeklinde tarif etmişlerdir. Nimetle isyan etmek, nimetin sahibini tanımamak, nimeti kendinin sanmaktır.
Bir insana nimet verilir de şükretmezse Cenâb-ı Hak’tan uzaklaşır. Rabb’inin nurundan ve terbiyesinden uzaklaşan insan, neticede insanlıktan çıkar, inkâr içinde bir hayat yaşar. Kendisine verilen nimetlerle şimdilik sevinir, ancak ölümle bu
sevinci biter.
Hz. Süleyman [aleyhisselâm] Allah Teâlâ’nın bir iyiliği karşılığında secdeye kapanıp şöyle şükrediyor:
“Bu Rabbim’in bir ihsanıdır. O bunu bana, şükür mü edeceğim yoksa inkâra düşüp nankörlük mü edeceğimi sınamak için ihsan etti. Şükreden ancak kendisi için şükretmiş olur. İnkâr ve nankörlük edene gelince, o kimse bilsin ki Rabbim’in hiçbir şeye ihtiyacı yoktur. O, çok kerem sahibidir” (Neml 27/40).