GÜNÜN SOHBETİ
"Dönüş Yok"
Allah Teâlâ cehennemdekilerin halini şöyle haber veriyor: “Ey Rabbimiz diye yakaracaklar. ‘Bizi buradan çıkar. Eğer tekrar günahlarımıza dönersek, tamam, belli ki biz zalim insanlarız.’ Fakat Allah buyurur ki: Kalın kaldığınız yerde! Bana karşı konuşmayın artık!” (Mü’minûn 23/107-108).
O elim azaptan korkar ve Allah’a sığınırız. Çünkü durum, Yahya b. Muâz’ın [rahmetullahi aleyh] dediği gibi gerçekten de çok vahimdir: “Şu iki felaketten hangisinin daha feci olduğunu bilemiyoruz: Cenneti kaybetmek mi? Yoksa cehenneme girmek mi? Zira ne cennetten mahrum olmaya dayanmak mümkün ne de cehenneme tahammül edebilmek!”
"İman, Afiyet ve Mağfiret"
Peygamber Efendimiz [sallallahu aleyhi vesellem] şöyle dua ederdi: “Allahümme innî es’elüke sıhhaten fî îmânin ve îmânen fî hüsnihulikin ve necâhan yetbeuhû felâhün ve rahmeten minke ve âfiyeten ve mağfiraten li-emnike ve rıdvânâ.”
Anlamı: “Allahım! Senden iman içinde sağlık, güzel ahlâk içinde iman, peşinden rahmet, afiyet, mağfiret ve rıza gelen bir kurtuluş istiyorum” (Hâkim).
"Meleklere Hediye"
Biz kendilerini göremesek de etrafımızda birçok melek var. Onlar bizim hayatımızın bir parçasıdır. Onlara ikram etmeli, kendilerini hoş tutmalıdır. Onları sevindirecek tek şey bizim Allah Teâlâ’ya itaatimiz ve güzel ahlâktır. Onlara verebileceğimiz hediye yüce Allah’ı zikirdir.
Melekler, yeryüzünde Allah Teâlâ’nın adını duyurmak ve dinini ayakta tutmak için çalışan müminlere hayran olurlar. Onları gece gündüz desteklerler. Cenâb-ı Hak’tan onların affı ve başarısı için dua ederler.