GÜNÜN SOHBETİ
"Düşünme Nimeti"
Allah Teâlâ, Kur’ân-ı Kerîm’in birçok âyetinde tefekkürü ve düşünmeyi emrediyor. Âl-i İmrân sûresi 191. âyette de varlıklar üzerinde düşünüp ibret alanlar şöyle övülüyor:
“Onlar ayakta iken, otururken, yanları üzerine yatarken Allah’ı anarlar. Göklerin ve yerin yaratılışını düşünürler. ‘Rabbimiz sen boşuna yaratmadın’ derler...”
Cenâb-ı Hakk’ın böylesine övgüyle bahsettiği tefekkür için âlimlerimiz de, “Bir saat tefekkür, bir gecelik ibadetten hayırlıdır” demişlerdir. “Tefekkür kişinin aynasıdır, iyilik ve kötülüklerini kişiye gösterir” sözü de tefekkürün olgunluk ve kemali elde etme yolundaki önemine işaret etmektedir.
"Dost Zenginliği"
Dostun başına bir musibet geldiğinde elinden tutup kaldırmak Allah için yapılan dostlukların en belirgin özelliğidir. Vefa da ancak Allah için yapılan dostluklarda mümkündür. Vefa demek, dostuyla ölünceye kadar, öldükten sonra da aile efradı ve arkadaşlarıyla muhabbeti devam ettirmektir.
Böyle dostlara sahip olmak gerçek zenginliktir. Sıkıntılı anlarda uzanan sıcak bir el, huzur veren bir ses çok değerlidir. Hayatımıza baktığımızda samimi dostların yerini dolduracak bir şey bulunamaz.
"Müslümanın Ölçüsü"
Yaşadığımız olumsuzluklar karşısında başkalarını suçlayıp günü kurtarmaya yönelik çarelerle uğraşmak çözüm değildir. Geçici çözümler aramak yerine, içimize dönmeli, nefis muhasebesine ağırlık vermeliyiz. Çünkü asıl sorumlu bizleriz. Başta farz olan ibadetlerin edası olmak üzere, günlük hayatımızda, insanî ilişkilerimizde, davranışlarımızda ve sözlerimizde takva ölçüsüne riayet edip etmediğimize bakmalıyız. Bizim hayatımızı belirlemesi gereken tek ölçü budur. Dünya hayatının ıslahı da buna bağlı, ahiret kurtuluşu da.