GÜNÜN SOHBETİ
"Yolun Başı"
İmâm-ı Rabbânî [kuddise sırruhû] şöyle diyor: “Kalbin Allah’tan gayri her şeyi unutacak derecede zikir içinde kaybolması, ancak Ehl-i sünnet inanca sahip olup, hak mezheplerin hükümlerine göre amel etmekle elde edilir. Bu, peşine düşülecek en büyük hedeftir. Cenâb-ı Hak ile sükûn bulup selim hale gelen kalp sahipleri, eşyaya nazar ettiklerinde onları değil, yaratanı hatırlarlar ve varlıklar ile perdelenmezler. Ne kadar düşünseler, bizzat eşyaya ait bir vücut ve unvan akıllarına getiremezler. Her şeyde ilâhî tecellileri müşahede ederler. Buna ‘fenâ-i kalbî’ denir. Tasavvufta ilk basamak budur ve diğer velâyet kemalâtları bunun üzerine gelişir.”
"Kumandana Sahip Çık"
Evin başköşesine oturup gösterdiklerinin çoğuyla ömrümüzü heba eden kötü bir arkadaş televizyon. Bize çok yalan söylüyor, bizi sebepsiz yere meşgul ediyor. Kendini bilmez nadanlar gibi aile içinde, çoluk çocuk yanında olur olmaz laflar ediyor, çirkin görüntüler gösteriyor. İhtiyacımız olmayan ürünlere özendiriyor. Tarihimizi, dinimizi yanlış anlatıyor. Zinaya, harama götürüyor. Çoluk çocuğumuza yanlış insanları örnek diye gösteriyor. Toplumun değerlerini altüst edip, bize dostlarımızı unutturuyor. İnsan olmaktan çıkıyoruz. Onun yüzünden sabah namazını kaçırıyoruz. Onun yüzünden eşimizin, çocuklarımızın işlerini erteliyoruz. Bundan kötü arkadaş mı olur? Kötü arkadaştan uzak durmalıdır. Çünkü dünya ve ahiret felaketine sebep olabilir. Bu nedenle deriz ki televizyon arkadaş olamaz, belki edepli bir misafir gibi olmalıdır. Güzel şeyler anlatmalı, bizi yanıltmamalı, utandırmamalı, Allah Teâlâ’nın razı olduğu hayata özendirmelidir bizi. Bu sebeple eğer müslüman televizyon seyredecekse kumandasına sahip olmalıdır.