GÜNÜN SOHBETİ
"Hak Duyarlılığı"
Toplum halinde yaşamanın insana sağladığı birtakım haklar ve yüklediği sorumluluklar vardır. Bu haklara saygı gösterilip, sorumluluklar yerine getirildiği oranda toplumda huzur ve mutluluk olur. Yüce Rabbimiz, “Birbirinizin mallarını haksız yere yemeyin” (Bakara 2/188) buyurarak, insanların ölçü ve tartıda hile yapmalarını, hırsızlık, rüşvet gibi gayri meşrû yollarla birbirlerinin mallarını yemelerini yasaklamıştır.
Aslında Peygamberimiz’in, müslümanı, “elinden ve dilinden insanların emin olduğu kimse” (Tirmizî) şeklinde tanımlaması bizlere hak duyarlılığı konusunda yeteri kadar fikir vermektedir.
İnsanların itibarını sarsıcı, onurunu kırıcı sözler sarfetmek veya aynı anlama gelebilecek davranışlarda bulunmak da birer kul hakkı ihlalidir. Bu bakımdan dinimizde iftira, alay, gıybet, dedikodu, başkalarının gizli hallerini araştırmak, kötü lakap takmak, alay etmek gibi her türlü çirkin tavır ve davranışlar yasaklanmıştır.
Kul hakkı ihlaline sebep olan ve İslâm’ın yasakladığı pek çok olumsuz davranış vardır: Cana kıymak, insanların namus ve şereflerine leke sürmek, zina etmek, hile yapmak, borcunu zamanında ödememek, yetim hakkı yemek gibi tavır ve davranışlar kul hakkı ihlalinin başlıca örnekleridir.
Yine çevreyi kirletmek, trafik kurallarına uymamak, komşuları rahatsız etmek, cami âdabına uygun olmayan davranışlarda bulunmak da birer kul hakkı ihlalidir.