GÜNÜN SOHBETİ
"İşaretlerin İzinde"
Kâinatta, yer ve göklerde, görülen ve görülmeyen, canlı cansız her varlığın varoluşunda ve hareketinde, Allah Teâlâ’nın sayısız tecellisi ve hikmeti vardır. Bütün varlıklar, O’nun birliğine, yüceliğine ve sonsuz kudretine işaret eder. Kur’an’da insan, “Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelmesinde, akıl sahiplerine şüphesiz deliller vardır” (Âl-i İmrân 3/190) ve, “Buyruğu ile göğün ve yerin ayakta durması O’nun varlığının alametlerindendir” (Rûm 30/25) gibi âyetlerle bu işaret ve deliller üzerinde tefekküre teşvik edilir.
"Sözünde Durmayanlar"
İnsanın verdiği sözde durmaması iki şekilde olur. Birincisi karşısındakine bir şeyi yapmaya söz verir, onu kendisine güvendirir fakat niyeti yapmak değildir. Bunda hem yalan hem hıyanet vardır. Tam bir münafıklık alametidir. İkincisi, elinde olmayan sebeplerle sözünde durmamaktır. Söz verirken yerine getirmek niyeti taşıyan bir kimsenin, unutma, güç yetirememe gibi sebeplerle sözünü yerine getirememesi acizlikten sayılır.
İnsanları kendisine güvendiren, fakat sözüne sadık olmayan kimselerin dünya ve ahirette yüzü gülmez. Çünkü onlar mazlumların ahını almış olurlar. Bir mümin, kime ne söz vermişse onu tutmaya çalışmalı, kimseyi aldatmamalıdır.
Ömer b. Abdülaziz [rahmetullahi aleyh] şöyle diyor:
“Allah’a karşı takvayı, yani O’ndan korkarak O’na karşı gelmekten sakınmayı tavsiye ediyorum.
Çünkü takva, sadece kendisiyle amellerin kabul edildiği, ehlinin merhamet edildiği ve kendisi sebebiyle sevaba ulaşılan bir ameldir.”