GÜNÜN SOHBETİ
"Selim Kalp"
İnsanların dünyada ve ahirette saadet ve selâmete kavuşması, kalbin temizliğine, nefsin tezkiyesine bağlıdır. Şuarâ sûresinde, “O gün ne mal fayda verir ne de evlat. Ancak Allah’a selim bir kalple gelenler kurtulurlar” buyruluyor. Bu kalpten murat mâsivadan arındırılmış, nefsani arzulardan kurtulmuş kalptir. Rabbimiz kalplerimizi sağlam, temiz ve itminan olmuş bir kalbe çevirmemizi ferman buyurur. Onun için Allah Teâlâ peygamberleri birer kalb-i selim numunesi olarak ümmetlerine göndermiştir. Tasavvufta amaç da bu selim kalbe kavuşmaktır.
"Medreselerin Önemi"
Fâtih Sultan Mehmed, medreselere yüksek bir miktar tahsisat ayırmıştı. Maliye veziri bu rakamı yüksek bulunca Sultan Fâtih şöyle dedi: “Paşa, ‘Âlimler peygamberlerin vârisleridir’ buyrulmuştur. Peygamber vekili olabilmek ise öyle kolayca elde edilebilecek bir makam değildir. Kirli bir suya kurşunî yahut kahverengi bir kumaşı batırırım. Kuruduğunda da onu sarık diye sarabilirim. Çünkü rengi kir göstermez. Fakat beyaz bir tülbent öyle mi? O değil kirli bir suya batırmak, üzerine sinek bile konsa farkedilir ki ilim mesleği böyledir.”
"İmana Delil"
“Bir kimse, nefsin arzularını yapmaya gücü yettiği halde, Allah’tan başka kimsenin görmediği bir yerde bu arzularını sırf Allah için terkederse, bu o kimsenin sağlam bir imana sahip olduğuna delildir.” İbn Receb el-Hanbelî [rahmetullahi aleyh]