GÜNÜN SOHBETİ
"Tutsaklıktan Kurtuluş"
Tutsaklık, bedeni bir mahpusta dış dünyadan mahrum bırakmak değildir. Tarih boyunca zindanlara atılmış ama gönülleri rahmet deryasında sofradan sofraya ziyafete koşan nice büyük insanın hali bunu bize öğretiyor. Hz. Yusuf gibi peygamberler, Bilâl-i Habeşî gibi sahabiler, İmâm-ı Rabbânî gibi veliler, İmâm-ı Âzam gibi âlimler...
Tutsaklık, bedenin bir hapiste tutsaklığı değil, insanın bedene tutsaklığıdır. Arzuların, isteklerin geçici ve sınırlı tatminlerine tutsaklıktır. O tutsaklığın zincirini tuz buz edecek rahmet kılıcını kuşanmak gerekir. Namazla, oruçla, zikirle... nefsin ve şeytanın, sefil ve fâni hazların zindanlarından irade özgürlüğe kavuşunca bu beden tutsaklığı da son bulur.
"Zikir ve Şükür"
Peygamber Efendimiz [sallallahu aleyhi vesellem] şöyle dua edilmesini tavsiye ederdi: “Allahümme einnî alâ zikrike ve şükrike ve hüsni ibâdetike.”
Anlamı: “Allahım! Seni zikretmek, sana şükretmek ve sana en güzel şekilde kulluk etmek için bana yardım et”
(İbn Huzeyme; Hâkim; İbn Ebû Şeybe).