GÜNÜN SOHBETİ

 

"MUTLULUĞUN VE SAADETİN SIRRI"

“...sizin için nefislerinizden kendilerine ısınırsınız diye eşler yaratmış, aranıza bir sevgi ve merhamet koymuştur. Şüphesiz ki bunda düşünecek bir kavim için nice ibretler vardır.” emri ilahiyesi gereğince,erkek ile kadının arasına sevgi ve merhamet tohumları atan Allah-u Teala, hangi kıstaslara uymamız gerektiğini de: "Kadınların kocalarına karşı görevleri olduğu gibi; kocalarının üzerinde de onların hakları vardır" beyanı ile önümüze koymuştur.
Demek ki saadet ve mutluluğun anahtarı hak ve hukuka riayet etmektir. Burada en büyük sorumluluk erkeğindir. Zira Cenab-ı Hak:” Erkekler, kadın üzerine idareci ve hâkimdirler. Çünkü Allah birini (cihad, imamet, miras gibi işlerde) diğerinden üstün yaratmıştır.” 
Erkeğin eğe kemiğinden yaratılan kadın, fıtrat icabı daha zayıftır.
Ebu Hüreyre (r.a) anlatıyor: "Resulullah (s.a.v) buyurdular ki: "Kadınlara hayırhah olun, zira kadın bir eğe kemiğinden yaratılmıştır. Eğe kemiğinin en eğri yeri yukarı kısmıdır. Onu doğrultmaya kalkarsan kırarsın. Kendi haline bırakırsan eğri halde kalır. Öyleyse kadınlara hayarhah olun." 
Bu öyle bir denge olmalıdır ki, ne gevşek davranmalı ne de fazla sıkı tedbirler alarak kadına yapmak istemediği işleri yapmaya zorlamalıdır. Bazen kantarın topuzunu kaçıran erkekler, davranışlarındaki aşırı tutuculuğu sayesinde aradıkları saadet ve mutluluğu istenmeyen mecralara kaydırırlar. 
Tirmizi’nin rivayet ettiği hadis-i şerifte: Ebu Hureyre (r.a) Peygamber (s.a.v) şöyle buyurduğunu söylemiştir: “Mü’minlerin imanca en olgunları, ahlakı en güzel olanlarıdır. Sizin en hayırlınız da kadınlara en hayırlı olanınızdır.” beyanına göre hayırlılar zümresinden olmak için çabalamalıdır.
Cenab-ı Hakk’ın: “Zaten nefisler kıskançlığa hazırdır. Eğer iyi geçinir ve geçimsizlikten sakınırsanız, şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır.” emr-i ilahiyesi gereğince aşırı kıskançlık ve geçimsiz davranışlardan sakınmalıdır.
İdeal evliliklerin temelinde, dozunda kıskançlık ve eşin sadakatine güven duygusu bulunur.
Kıskançlığın olmadığı evliliklerde, aile bağları zayıftır. Kadın ve erkek, "kıskanılarak" bir sahiplerinin bulunduğunu hisseder ve hatırlarlar. Ama bu davranış itidal ölçüsünde olmalıdır.
Eşler birbirlerine alayla takılmalar ve soğuk şakalar yapmak yerine, övgü ve nezakette cömert davranmalı; içten ve samimi olmalıdır. 
"Kaba, sonra da kötülükle damgalı olan var ya" ayet-i kerimesinin bir manası da; ailesine ve idaresi altında bulunanlara karşı kötü sözlü ve katı kalpli olan kişidir.
Eşler birbirlerinde teşekkür edebilecekleri şeyler aramalıdırlar. Güzel sözler söylendiğinde, bu onları sizin için daha fazla şey yapmaya itecektir. 
Tabii her zaman övgü yapılmaz. Bazen eleştiri de gerekebilir. Bunun için de dikkat edilecek önemli noktalar vardır.
Eleştirinin etkili olması isteniyorsa, muhakkak ki eşin egosu hedef alınmamalıdır ve eleştiriyi başkalarının yanında yapılmamalı, gizli olmalıdır. İnsanlar varken yapılan eleştirinin hedefi eşe yardımcı olmak değil, onu utandırarak kendini tatmin etmektir. 
Eleştiriye gönül alıcı bir söz veya komplimandan sonra başlanmalıdır. Diyelim, hanım yemek yapmış ve tuzunu fazla kaçırmıştır. Yüz ekşitilerek "amma tuzlu" yerine, "Hanım, yaptığın yemek gerçekten çok güzel ve lezzetli. Ancak biraz tuzu fazla gibi geldi" demek çok yararlı olacaktır. 
Veya kadının sinirli oluşunun da şöyle söylemekte fayda var: "Hanım, geçmişte daima mükemmeldin. Fakat son zamanlarda seni biraz sinirli görüyorum. Acaba bana açıklayabilir misin, neden?" 
Emretme yerine istemelidir. "Şunu düzeltir misin?" demek, "Bunu tekrar yap, olmamış" demekten daha etkilidir. 
Emredildiğinde karşıdakini köle rolüne koymuş ve kendisini onun efendisi gibi benimsemiş sayılır. Rica edildiğinde ise, karşısındakini işbirliği yapılan saygıdeğer kişi olarak kabul etmiştir. İşte bu ve benzeri tatlı dille yaklaşmak sünneti Resulullah’tır.
Resulullah (s.a.v) şöyle buyurur: “Sizin en hayırlınız, hanımlarına karşı en iyi davrananızdır. Hanımlarına karşı en iyi davrananız benim.” 
Mutlulukla ekonomik gelir seviyesi arasında bağlantı sık tartışılan konudur. Para rahatlatır, ama mutlu etmez. Çünkü para ve zenginlik tıpkı sağlıklı olmak gibi çok çabuk alışılan bir durumdur. 
Asgari ihtiyaçlar karşılandıkça ortaya çıkan yenilerinin peşine düşülür ve bu zincirleme sürüp gider. Mutluluk, istediğimizi elde etmek değil, elde ettiğimizle mutlu olabilmeyi öğrenebilmek yeteneğidir. 
Söz ve fiilde hata yapıldığı zaman hemen özür dilemeli, eğer davranışlarımız ile eşimizi üzmüş isek gönlünü kazanacak çarelere başvurmalıdır.
Karı-koca arasındaki iletişimsizliğin acı sonuçlarını daha çok kadınlar ve çocuklar çekmektedir. 
Hakim İbnu Mu'âviye, babası Mu'âviye (r.a)'den anlatıyor: "Ey Allah'ın Resülü! dedim, bizden her biri üzerinde, zevcesinin hakkı nedir?'' 
"Kendin yiyince ona da yedirmen, giydiğin zaman ona da giydirmen, yüzüne vurmaman, onu kötülememen, evin içi hariç onu terk etmemen." beyanı gereğince erkekler, kadınların en zayıf noktalarından olan giyim-kuşam konusunda daha etkili davranması gerekir. Elinden geldiğince zevkine uygun giysi alarak gönlünü almaya çalışılmalıdır.
Hele hele kadınların en hassas oldukları konu olan güzelliklerinin eleştirilmesi konusu, erkeklerin en çok dikkat edecekleri konuların başında gelir. Hiçbir kadın yüzü hakkında kötü söz söylenmesini hazmedemez. Öyleyse kadınların yüzleri hakkında sürekli güzel ifadeleri tercih etmeli, zaman zaman övgü ile söz ederek hoşnutluğunu ve kendine güvenini sağlamalıdır.
Günümüzde birçok ailenin erkeği sabah erken evden çıkmakta; gece geç vakit eve dönmektedir. Çocuklarla görüşmesi, ancak onlar uyurken bakmak tarzında olabilmektedir. 
Ailenin babası vardır, ama onlarca sadece maddiyat sağlayan biridir. Sorulduğunda da: "Ben geç vakitlere kadar, yırtınırcasına onlar için çalışıyorum" diye savunmaya geçmektedirler. Aileyle diyalogları kopmuş veya zedelenmiştir. İşyerinde biriyle saatlerce telefonda konuşabilirken, eşiyle ve çocuklarıyla beş dakika konuşmak, onlara zor gelebilmektedir. 
“Bu durumdaki erkekler ne yapmalıdırlar?” diye sorulursa:
Kandil, bayram günü gibi özel günlerde ve bazen de başka zamanlarda eşinize ve çocuklarınıza hediyeler alın. Onları düşündüğünüzü gösterin. 
Eve geldiğinizde, önce güler yüzle eşinize ve çocuklarınıza selam verin. Günlerinin nasıl geçirdiğini sorun. Onlarla sohbet etmeye çalışın.
Unutulmamalıdır ki; kadınlar erkeklere Allah-u Teala’nın bir emanetidir. Emanete liyakatlı bir şekilde itina ile bakmalı: “Mü’min bir erkek, mü’mine bir kadına kızıp durmasın. Eğer onun bir huyundan hoşlanmazsa başka huyundan memnun olabilir” hadis-i şerifinin beyanı gereğince can sıkıntısını kadından çıkarmamalı, iyi niyetli, ülfet edilir ve zevcesinin hoşuna gidecek meziyetler bulmaya çalışmalıdır. Kadınlara vurmamalı zira, Resulullah (s.a.v): ”Kadınları dövmeyiniz” buyurduğunda Ömer el-Hattab (r.a), Resulullah (s.a.v)’e gelerek “Ya Resulullah! Kadınlar erkeklerine karşı cür’et etmeye başladılar”dedi. Bunun üzerine Resulullah (s.a.v) kadınları dövmeye ruhsat verdi. Bu defa da bir çok kadın Resulullah (s.a.v)’in zevcelerine gelip kocalarının kendilerini dövdüklerinden şikayet ettiler. Bunun üzerine Resulullah (s.a.v) ”Bir çok kadın Muhammed’in eşlerinin çevresini sararak kocalarını şikâyet ediyorlar (Hanımlarını döven) erkekler iyilerden değildir” buyurdu. 
Her şeyden önce “...aranıza bir sevgi ve merhamet koymuştur.” emr-i ilahisi gereğince birbirinize iltifatlar edin. Bu, özellikle evde kalan ve çocuğun bakımını üstlenen hanım için çok gereklidir. Genelde, bazı kesimler ev hanımlarını doğru dürüst bir işe sahip olmayan kişiler olarak değerlendirir. Bir de eve girince kocasından, asık bir yüz ve kaba saba bir davranışla karşılaştıklarında o zaman onların hali ruhiyelerini düşünmek lazım… 
Unutmamalıdır ki çocuk yetiştirmede birinci prensip anne ile babanın birbirlerine sevgi ve saygı dolu tavır ve davranışlarının olmasıdır. 
Çocuklar evliliğin meyveleri olup sevgi ve şefkat onların en verimli gıdasıdır. Çocuklara gösterilecek sevgi ve şefkatte en güzel örnek efendimiz (s.a.v)’dir. 
Enes b. Malik (r.a) şöyle der: “Resulullah (s.a.v) kadınlara ve çocuklara karşı insanların en merhametlisiydi”
Geçmiş Duyurular  Güncel Duyuru